Günün Tüm Haberleri   |   Gazete Birinci Sayfaları   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Hakkımızda   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS
 
  20 Ekim 2019 Pazar  
 
   
   
 
Saruhan Özel

s.ozel@zaman.com.tr    
Ne ektiysek onu (hatta fazlasını) biçiyoruz!
 E-posta ile gnder Yazdr Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
12 Eylül 2012 Çarşamba   Yaz Boyutu

Resme bakınca belki "ne güzel işte, planlandığı gibi ekonomi yavaşlıyor ve iç talep ile dış talep dengeleniyor" diye sevinmek mümkün. Çünkü nihayetinde büyümeyle artan cari açık durgunlukla geriliyor. Ama asıl sevinilmesi gereken, ekonomi potansiyelinde büyürken cari denge açığının ekonomiye oranının durması veya gerilemesi olurdu.

 

-2011 sonrasında Türkiye ekonomisini bugünlere başarıyla getiren, mini ve maksi krizleri büyük sorun yaşamadan atlattıran iki çok önemli dayanak var.

Birincisi, doğru ve disiplinli bütçe politikası. Merkezi hükümet faiz ödemeleri dışında 2000 yılından beri 200 milyar $'ın üzerinde ya da yılda ortalama ekonominin % 3,7'si kadar bir tasarruf yaptı (Grafik 1). Böyle bir tasarruf, bugün Euro Bölgesi'nde olduğu gibi, 2001 krizi sonrasında devletin hızla artmış olan borçlarını geri ödeyebileceğine yönelik piyasalarda güven yarattı. Tahvil ihalelerinde vadesi gelen borcunun altında borçlanabilen Hazine'nin pazarlık gücü arttı. En büyük müşterisi olan bankalardan giderek daha az borç isteyince borçlanma maliyeti azaldı.

İkincisi ise yeniden yapılanmış, sağlam ve iyi yönetilen bankacılık sistemi. Krizden sonra bugün ne ABD'nin ne de Avrupa'nın yapmaya cesaret edebildiği bir şekilde bankacılık sistemi bıçak altına yatırıldı. Sistemin yarısı yok oldu. Kalanlar da çok daha sıkı takip altında yoğurdu üfleyerek yemeye başladılar. Devletin daha az borçlanarak ellerine bıraktığı kaynakları reel sektöre yönlendirdiler. Bunu yaparken risklerini doğru yönettiler. Halının altına pislik süpürmediler ve bilmedikleri işlerden uzak durdular. Elde ettikleri kârları yeniden sermayeye ekleyip daha fazla kredi verebilecek hale geldiler.

Olumlu döngüye geçiş

Kriz sonrasındaki bu yeniden yapılanmayla talep gücünü harekete geçirip büyümeye başlayan ekonomide kendi kendini besleyen "olumlu" bir döngü oluştu. Doğru ve disiplinli bütçe politikası ve güçlü bankacılık sayesinde büyüyen ekonominin yarattığı kaynaklar bu iki mekanizmayı "beslemeye" başladı. Ekonomi büyüdükçe devletin vergi gelirleri yükseldi. Devlet elde ettiği gelirleri heba etmeyip vadesi gelenden daha az borçlanmaya devam etti ve bankalara yeni kredi kaynakları sağladı. Aynı şekilde ekonomi büyüdükçe bankaların kârları arttı. Bu kârlar sermayeye eklendi ve bu sayede bankalar ayaklarını yorgan dışına çıkarmadan kredi hacimlerini büyütebildiler (Grafik 2). Çark bu şekilde dönmeye devam etti.

Ekonominin global krizin etkisiyle 2008-2009'da olduğu gibi durakladığı/küçüldüğü dönemlerde devlet vergi gelirlerinden, bankalar da kârlılığından feragat ederek reel sektörün bu dönemi büyük sorun yaşamadan geçebilmesini sağladılar. Ekonomi bu dönemi atlatıp 2011 ve 2012 yıllarında yeniden hızla büyüyerek kayıplarını yerine koymaya çalıştı.

Ve derken işin içine cari açık endişeleri giriverdi. Özellikle yurtdışı kaynaklı "çarkınız fazla hızlı dönüyor, dikkat" uyarıları gelmeye başladı. Reyting şirketleri "yavaşlamazsanız notunuzu yatırım derecesine çıkartmayız" dediler.

Cari açıkla mücadele ve sonucu

Otoriteler de uyarıları dikkate alıp çarkın hızını yavaşlatacak frenlere başvurdular. Bana göre 2008-2009 döneminde gereğinden fazla yavaş dönen ve hatta bir süre terse bile dönen çarkın hızı fazla abartılıyordu. Sadece iki yılın hızına bakmamak gerekirdi. 2008-2009 döneminde tüketilen stoklar yenileniyor, yani bir anlamda kaybedilen yerine konmaya çalışılıyordu. Stoklar normal (trend) seviyelerine gelince ekonomi zaten % 5-7 gibi normal/potansiyel hızına geri dönecekti. Her şey bir yana Euro Bölgesi'nde bir türlü rahatlayamayan kriz ortamı zaten bizim de hızımızı yavaşlatacaktı. Bir de üzerine frene basmak biraz aşırıya kaçmak anlamına gelebilirdi.

Bugün gelinen noktada görülüyor ki, ekonomi otoritelerin geçen yıl sonundaki beklentilerinin de üzerinde yavaşlamış durumda. Haziran sonu itibarı ile ekonomi 1 yıl öncesine göre büyüme hızını yarı yarıya düşürerek % 5'in altına indirdi (Grafik 3). Yılın ilk yarısında (bir önceki yılın aynı dönemine göre) büyüme sadece % 3 oldu. % 5'in üzerinde büyüme potansiyeli olan ve kalkınma ve istihdam açısından buna ihtiyacı da olan Türkiye ekonomisi yapılan frene ciddi bir reaksiyon vermiş durumda. Daha da vahimi, ekonominin en önemli motoru konumunda olan iç tüketim dinamiği ve yatırımlar geriliyor. Yılın ilk yarısında özel tüketimde ve yatırımlardaki "gerileme" sırasıyla % 0,2 ve % 5,9 olarak gerçekleşti (Grafik 4). Zaten Euro Bölgesi'ndeki krizden tedirgin olan bankalar ve reel sektör bir de otoritelerin frenini görünce iyice kabuklarına çekilmiş durumdalar. 3. çeyrekteki tatsızlık da düşünülürse artık ekonominin bu yılı % 4'ün üzerinde büyümeyle kapatabilmesi zorlaştı. Bana göre bugüne şükretmek zorunda bile kalınabilir.

Bu resme bakınca belki "ne güzel işte, planlandığı gibi ekonomi yavaşlıyor ve iç talep ile dış talep dengeleniyor" diye sevinmek mümkün. Çünkü nihayetinde büyümeyle artan cari açık durgunlukla geriliyor. Ama asıl sevinilmesi gereken ekonomi potansiyelinde büyürken cari denge açığının ekonomiye oranının durması veya gerilemesi olurdu. İç talep ve dış talebin dengelenmesi ekonomi duraklarken değil potansiyelinde büyürken, ya da ithalat çökerken değil ihracat altın işlemleri dışında böyle artabiliyorken olsaydı bir anlam kazanırdı.

Çark tersine dönmesin de

Türkiye ekonomisi kısa süreli durgunluklara alışkın. Ama bu sefer kendi tedirginliği ve inisiyatifiyle değil, sıkı ekonomik politikaların pençesinde duraklamış durumda. Kendi başına bu durgunluktan kısa sürede çıkması kolay değil.

Risk, bu durgunluğun uzun vadeli olmasında. Ekonominin büyümesiyle beslenen dünyanın takdir ettiği üstünlüklerimiz, yani doğru ve disiplinli bütçe politikası ile güçlü (reel sektörü destekleyebilen) bankacılık sistemi, bu destekten uzun süre mahrum kalırsa sıkıntı yaşamaya başlayacak. Devletin vergi gelirleri azalacak ve disiplinli olduğunu göstermek için harcamalarını buna uydurursa ekonomik durgunluk derinleşecek. Otoritelerin açıklamalarına bakılırsa gerçekten de yıl sonu bütçe hedefleri vergi gelirlerindeki düşüş üzerinden tehlikeye girdi bile. Aksi durum, yani durgunluk derinleşmesin diye harcamaların kısılmaması da reyting şirketleri için yeni bir eleştiri kaynağı olur. Benzer şekilde kredi büyümesini sürdüremeyen bankaların batık kredileri artar ve karlılığı azalır. Her ikisi de sermayeden yer ve sistem reel sektörü destekleyemez hale gelir. Yani son 10 yılda bizi başarıya götüren çark tersine döner.

Bari bu bedeli öderken reytingimiz artsa da yatırım derecesine çıkabilsek. Ama o da ortada yok. Korkum bu sefer de bütçe ile bankacılık sistemindeki kötüye gidişin yüksek cari denge açığı mazeretinin yerini alması

Zaman

Bu yaz 2009 defa okunmutur. Yazdr   nceki sayfa   Sayfa bana git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editrlerimiz tarafndan incelendikten sonra yaynlanacaktr.
 

Bu yaz henz yorumlanmam...


 Yazarn Dier Yazlar
 
   PİYASALAR     
       
  5,7971   6,4953  
       
  98.415,340   277,6110  
   GÜNÜN MANŞETLERİ     
 
Günün tüm haberleri »
   BASIN TOPLANTISI & AJANDA     
  • Ekonomi
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk
    Ceylan Intercontinental
    4 Haziran 2012 Pazartesi
    Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Buluşmaları devam ediyor... Bu kapsamda 7 Haziran 2012 Perşembe günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik...
  • Eğitim
    Türk Eğitim Vakfı
    Kuruçeşme Divan Otel
    4 Haziran 2012 Pazartesi
    Türk Eğitim Vakfı (TEV)’nın 2012-2013 eğitim yılında yurt dışında yüksek lisans ve üst ihtisas yapmaya hak kazanan 74 genç...
  • Otel Yöneticiliği Lisans Programı,
    Hüsnü Özyeğin
    The Marmara
    4 Haziran 2012 Pazartesi
    Alanında Türkiye’nin ilk ve tek akademik programı olma özelliğine sahip Özyeğin Üniversitesi (ÖzÜ) Otel Yöneticiliği...
   İŞTE KULİS     
   YAZARLAR     
Ali Ağaoğlu
Matadorlar piyasaların canını sıkacak
“İspanya yardım için ne zaman başvuracak?” Ekim ayının sorusu ...
   E-POSTA LİSTESİ     
Listemize kayıt olun, finans dünyasının gelişmeleri e-postanıza gelsin.
   ANKET     
En iyi kredi kartı hangisi?
Axess
Bonus
Maximum
World
Ziraat
 Sonular gster   
   FACEBOOK     
 
 
   

YASAL UYARI : www.istefinans.com sitesinde ve sitenin içinde yer alan haberler ve yazarların, yorum, görüş, öneri ve raporları "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

 
 
     
 
HABER   Ekonomi | Borsa | İş dünyası | Altın | Kulis | Gündem | Röportaj | Spor
FOTO GALERİ   Finans | Yaşam | Magazin | Otomobil | Teknoloji | Borsa | Karikatür | Haber
VİDEO GALERİ   Finans | Gündem | Borsa | Yaşam | Yatırım | Ekonomi
ETİKETLER   VakıfBank | İMKB | Türkiye | Sberbank | Garanti Bankası | BES | Fi Yapı | Mario Draghi
İŞTE FİNANS   Tüm Haberler | Gazeteler | Giriş sayfam yap | Favorilere ekle | Hakkımızda | Künye | İletişim | Reklam | Sitene ekle