Günün Tüm Haberleri   |   Gazete Birinci Sayfaları   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Hakkımızda   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS
 
  5 Ekim 2026 Pazartesi  
 
   
   
 
Saruhan Özel

s.ozel@zaman.com.tr    
Markalaşalım ama nasıl?
 E-posta ile gönder Yazdýr Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
21 Mart 2012 Çarşamba   Yazý Boyutu

Sektör liderlerine kulak verelim...

Geçtiğimiz hafta iki günlük bir organizasyonda Türkiye'nin önde gelen sanayicilerini ve yöneticilerini bir arada dinleme imkânım oldu.

Çok farklı sektörlerde çok değerli kişiler katılımcılara ekonominin nasıl seyrettiğine ve gelecekte neler yapılması gerektiğine yönelik önemli bilgiler ve vizyon sundular. Bireysel yatırımcılardan ekonomi yönetimine kadar her kesimin aşağıya özetlemeye çalıştığım ana mesajlara kulak vermesi gerektiğini düşünüyorum.

Herkes iyimser

Geçen yıl sonunda beklentilerin çoğu Türkiye ekonomisinin 2012 yılında duraklayacağına yönelikti. Hatta yılın ilk iki ayında da ekonominin hızla yavaşladığını gördük. Ama sektör liderlerinin büyüme konusunda bir endişeleri yok. Açılış konuşmaları hariç toplantılar boyunca ne global kriz ne de çevre ülkelerdeki politik sorunlar dile getirildi. Liderler sektörlerindeki gidişattan gayet memnunlar. Satışlarını artırmaya ve 2012 beklentilerini yüksek tutmaya devam ediyorlar. Çevre ülkeler dahil dünyanın birçok bölgesindeki yatırım fırsatlarının peşinden koşuyorlar ve Türkiye'nin yurtdışında da ekonomik bir güç haline gelmeye başladığını hissettiriyorlar. Ülkenin ekonomik potansiyelinin çok daha yukarıda olduğuna yönelik bir inanmışlık var. Buna ulaşabilecek demografik güç ile teknolojik üstünlüğün bulunduğu düşünülüyor. Ama en azından benim için en ilginci, sektör liderlerinin Türkiye ekonomisinin bugün geldiği konum itibarı ile artık duraklama lüksünün kalmadığı görüşüydü (otoritelerin dikkatine!).

Toplantıların az sayıdaki yabancı konuşmacıları da bu görüşleri destekledi. Kriz sonrası dönemde global ekonomik ve finansal aktivitenin çok daha dinamik ve yapısal sorunu az olan gelişmekte olan ülkelere yoğunlaşacağı görüşündeler. Türkiye'nin de bu grubun önemli bir aktörü olduğuna ve coğrafik olarak çok avantajlı bir konumda olduğuna dikkat çekiliyor. Bunlar hep ülkenin uzun vadedeki ekonomik potansiyeli düşünülerek yapılan değerlendirmeler. Ve zaten anlamlı olan da bu; çevre ülkelerdeki geçici politik riskleri vurgulayan değerlendirmeler değil.

Maliyet yapısındaki değişime dikkat

Sektör liderleri iyimserliklerinin yanında iş yapış şekillerindeki yeni dünya trendlerinin de farkındalar. Petrol ve enerji fiyatlarındaki kalıcı yükseliş lojistiği çok önemli hale getiriyor (Grafik). Buna ek olarak gelişmiş ülkelerdeki tasarruf ihtiyacı ve talep sorunu ile hızla değişen tüketici ihtiyaçları tedarikçilerin talebe çabuk cevap vermelerini ve satış noktalarına yakın olmalarını gerektiriyor. Türkiye kıtaların ortasındaki avantajlı coğrafik konumu ile bundan çok faydalanırken aynı ihtiyaç sebebiyle Anadolu'da üretim yapmak da giderek daha avantajlı hale geliyor. Hem dağıtım maliyetlerini azaltıyor hem de bu bölgenin hızla büyüyen talep gücüne daha kolay cevap verilebiliyor. Bölgesel teşvikler de bunu destekliyor.

Ulaşım ve iletişim imkânları ile desteklenmedikçe ülkedeki yatırımların potansiyeline ulaşamayacağında da görüş birliği var. İletişim altyapısının üstünlüğüne ve sağladığı büyük rekabet avantajımıza ben de çok farklı ülkelere sık sık seyahat eden biri olarak şahit oluyorum. Ama ulaşım tarafında, son yıllardaki büyük atılıma rağmen, daha çok adım atılmasına ihtiyaç olduğu görülüyor. Liman ve havaalanı ihtiyacımız büyük ve bunlar yatırımların gerisinden geliyor. Önemli ve son derece mantıklı uyarılardan biri ise özellikle demiryolları konusunda yetersiz olduğumuz ve acilen havayolunda olduğu gibi demiryolu işletmeciliğinin de özel sektöre rekabetine açılması gerektiği. Nehirleri olmayan bir ülkenin petrol fiyatlarının da yüksek olduğu bir ortamda demiryollarını devreye sokmaktan başka çaresi yok (otoritelerin dikkatine!). Bunu yapacak demiryolu projesi de çok, yapılmayı bekliyor (Harita).

Markalaşalım ama nasıl?

İş dünyası hep "katma değeri düşük fason üretimden katma değeri daha yüksek üretime geçilmesi ve markalaşarak kâr marjlarının yükseltilmesi gerektiğini" tekrarlar. Ama bir türlü bunun nasıl yapılacağını, özellikle markalaşma konusunda, açık ve net ortaya koyamaz. Bu zirvede sektör liderleri bu konuyu da aydınlattılar.

Üretimde katma değeri artırmanın yolu artık açık ve net teknolojik yatırımlarla inovasyon yapmak, bunun için geniş araştırma-geliştirme (Ar-Ge) bütçeleri ayırmak (ki Türkiye bu konuda dünyada çok geride), enerjiyi daha verimli kullanmak ve rakipleri çok iyi analiz ederek rekabetin önüne geçebilmek. Bir tekstil liderinin belirttiği gibi Türkiye daha uzun süre ucuz işgücüne dayalı üretimden vazgeçemez çünkü en başta işgücü buna hazır değil. Ama yine yıllarca ucuz üretimle rekabet etmek zorunda kalacak. Dünün Çin ve G. Kore'deki ucuz üreticileri bile bugün artık Vietnam, Hindistan ve Kamboçya'ya taşınıyor. Yarın da Burma ve Laos gibi ülkeler devreye girecek. Ucuz üretime devam etmek ama bunu yaparken katma değeri artırmaktan başka çare yok.

Ama bunlar da markalaşmak için yeterli değil. Şirketlerin öncelikle tüketicinin ne istediğini yakalamaları ve üretimlerini buna göre şekillendirmeleri, yani teknoloji yatırımını, inovasyonunu ve Ar-Ge faaliyetlerini tüketicilerin talebine yönlendirmeleri gerekiyor. Bu yapılınca zaten marka da kendiliğinden oluşacak. Apple adı öyle olduğu için ya da çok reklam yaptığı için değil internet dünyasının önemli bir tüketici ihtiyacını karşıladığı için değerli bir marka oldu. Ve yine bir sektör liderinin ortaya koyduğu gibi tüketici ihtiyacını belirleyebilmek bunu yapmak çok zor ve Türkiye'deki şirketlerin pek bilmediği karmaşık bir konu. Batılı şirketler dahi gelecekte talebin daha güçlü olduğu gelişmekte olan ülkelerde tüketici davranışlarını doğru anlayıp ölçemiyorlar. Üstelik teknolojik gelişmeler ve iletişim imkânları sayesinde tüketici davranışları da hızla değişiyor ve güncel bir şekilde takip etmek zorlaşıyor.

Makro neden önemli?

Teknoloji yatırımı, inovasyon, Ar-Ge ve markalaşma olsun demek kolay. Ama bunlar hangi bütçelerle yapılacak? Döviz kur rejimi başta olmak üzere makro politikalar ekonominin toplamda rekabet avantajına destek verme yönünde kullanılmadığı sürece şirketlerin bu tür harcamaları yapabilmesi mümkün değil. Katma değeri yükseltecek ve markalaşma sağlayacak yatırımlar ucuz üretimden elde edilen gelirlerle yapılacak. Geçmişte Japonya ve G. Kore'nin bugün de Çin'in yaptığı bu (yine otoritelerin dikkatine!)

Zaman

Bu yazý 1862 defa okunmuþtur. Yazdýr   Önceki sayfa   Sayfa baþýna git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafýndan incelendikten sonra yayýnlanacaktýr.
 

Bu yazý henüz yorumlanmamýþ...


 Yazarýn Diðer Yazýlarý
 
   PİYASALAR     
       
  49,1596   54,9806  
       
  12.270,180   6.525,6550  
   GÜNÜN MANŞETLERİ     
 
Günün tüm haberleri »
   BASIN TOPLANTISI & AJANDA     
  • Ekonomi
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk
    Ceylan Intercontinental
    4 Haziran 2012 Pazartesi
    Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Buluşmaları devam ediyor... Bu kapsamda 7 Haziran 2012 Perşembe günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik...
  • Eğitim
    Türk Eğitim Vakfı
    Kuruçeşme Divan Otel
    4 Haziran 2012 Pazartesi
    Türk Eğitim Vakfı (TEV)’nın 2012-2013 eğitim yılında yurt dışında yüksek lisans ve üst ihtisas yapmaya hak kazanan 74 genç...
  • Otel Yöneticiliği Lisans Programı,
    Hüsnü Özyeğin
    The Marmara
    4 Haziran 2012 Pazartesi
    Alanında Türkiye’nin ilk ve tek akademik programı olma özelliğine sahip Özyeğin Üniversitesi (ÖzÜ) Otel Yöneticiliği...
   İŞTE KULİS     
   YAZARLAR     
Ali Ağaoğlu
Matadorlar piyasaların canını sıkacak
“İspanya yardım için ne zaman başvuracak?” Ekim ayının sorusu ...
   E-POSTA LİSTESİ     
Listemize kayıt olun, finans dünyasının gelişmeleri e-postanıza gelsin.
   ANKET     
En iyi kredi kartı hangisi?
Axess
Bonus
Maximum
World
Ziraat
 Sonuçlarý göster   
   FACEBOOK     
 
 
   

YASAL UYARI : www.istefinans.com sitesinde ve sitenin içinde yer alan haberler ve yazarların, yorum, görüş, öneri ve raporları "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

 
 
     
 
HABER   Ekonomi | Borsa | İş dünyası | Altın | Kulis | Gündem | Röportaj | Spor
FOTO GALERİ   Finans | Yaşam | Magazin | Otomobil | Teknoloji | Borsa | Karikatür | Haber
VİDEO GALERİ   Finans | Gündem | Borsa | Yaşam | Yatırım | Ekonomi
ETİKETLER   Kredi kartı | Akbank | Sberbank | Başbakan Erdoğan | Avrupa Merkez Bankası | Bank Audi | Net kar | Adnan Bali
İŞTE FİNANS   Tüm Haberler | Gazeteler | Giriş sayfam yap | Favorilere ekle | Hakkımızda | Künye | İletişim | Reklam | Sitene ekle