Günün Tüm Haberleri   |   Gazete Birinci Sayfaları   |   Giriş sayfam yap   |   Favorilere ekle   |   Hakkımızda   |   Künye   |   İletişim   |   Sitene haber ekle   |   RSS
 
  2 Kasım 2026 Pazartesi  
 
   
   
 
Deniz Gökçe

deniz.gokce@aksam.com.tr   
Dani Rodrik'in üçlem teorisi!
 E-posta ile gönder Yazdýr Facebook Google TwitThis StumbleUpon del.icio.us Reddit NewsVine Ma.gnolia Technorati Digg Mixx
11 Temmuz 2012 Çarşamba   Yazý Boyutu

Çok ilginç bir ülkede yaşadığımızı kabul etmemiz gerek. Bu ülkede medya mensubu olmak ve aydın kabul edilebilmek için siyasete bulaşmak ve ideolojik olmak gerekir. Eğer hayata çoklukla siyasi gözlükle bakıyorsanız, makbul ve aydın kişi sayılırsınız. Bu hem sağ, hem sol, hem de ortada böyledir. Siyasete bulaştınız mı, 'kalemşör' de olsanız, yani bir derin uzmanlığı olmayan, bugün birinin ortaya attığı düşünceye ertesi gün cevap üreten bir yorumcu da olsanız, kabul görürsünüz. Hele biraz da eleştiri ve kötümserlik eklediniz mi de, çok makbul kişi olursunuz. Ben siyasete mümkün oldukça bulaşmam. Ekonomi yönetimi tabii siyasiler tarafından uygulamaya geçirilen bir şeydir. Ama ekonominin siyaset ötesinde, yere sağlam basan, siyasetten bağımsız, teorisi sağlam temel teoremleri de vardır.

Bir örnek vermek gerekirse 1961 yılında Robert Mundell adlı Kanadalı iktisatçı tarafından ortaya atılan ve Mundell'e Ekonomi Nobeli kazandıran üçlem veya trilemma denen konu. Bu teorem der ki, eğer bir ülke sermaye hareketlerine açıksa, ya faizi ya da döviz kurunu kontrol edebilir, her ikisini birden kontrol edemez. Veya ülkeler sermaye hareketi, faiz ve kur üçlüsünden sadece iki tanesini kontrol edebilir, üçüncüsü piyasaya bırakmak zorundadır.

Türkiye 1980 öncesinde hem faizi hem de kuru kontrol etmek istediğinden sermaye hareketini yasaklamak zorunda kalıyordu. 1989 sonrası sermaye hareketini serbest bıraktığımızda bütçe, borç ve dolayısıyla faizi kontrol etmek için, kuru dalgalanmaya bırakmak zorunda idik.
Mundell'in bu teorik yaklaşımına İngilizce'de 'impossible trinity' yani 'mümkünsüz üçlem' deniyor. Mundell bu teoremi 1961 yılında ortaya atmıştı.

Ancak ekonomi ile siyasetin kaçınılmaz şekilde iç içe olduğu durumlar da vardır. Örneğin bugün 17 euro para birliği (currency union ) ülkesinin içinde olduğu durum böyle bir durumdur.
Bu tür durumlar için de 'politik iktisat' dalı hem ekonomi hem de siyaseti içeren özel bir 'trilemma' üretmiştir.

Geçmişte, 2000 yılında, Harvard Üniversitesi'nden Türk asıllı iktisatçı Dani Rodrik gene 'trilemma kavramı' üzerine bindirilmiş bir 'politik ekonomi' teoremi üretmişti. Bu hafta 7-8 temmuz tarihli International Herald Tribune gazetesinde köşe yazarı Stephen Castle, Rodrik ve onun trilemmasından hareket eden bir yorum getiriyor ve bugün Avrupa'da yaşananları açıklamak için kullanıyordu.
Rodrik'e göre derin ekonomik entegrasyon, demokratik politika yaklaşımı ve otonom millet devlet kavramlarının üçü bir arada gerçekleşemezdi. Bu üçlüden sadece ikisi bir arada olabilirdi.

Şöyle düşünün. Bugün hemen herkes Avrupa Birliği'nde daha sıkı ekonomik entegrasyon gerektiğini düşünüyor. Ekonomik entegrasyon için Yunanistan, İtalya ve İspanya gibi ülkeler karar verme otoritesini devretmeye ve Almanya ve Merkel tarafından ortaya atılan kurallara uymaya (bu şartlarda entegre olmak demek bu demek) mecbur kalıyorlar. Bu durumda da, ya millet devlet sisteminden ya da demokratik temelli siyasetten birinden vazgeçmek zorundalar. Ya millet devletten vazgeçip federal bir yapıya girecekler (ABD'de olduğu gibi), ya da millet devlete tutunmaya devam edip, ama entegrasyon uğruna emir alıp, demokratik siyasetten vazgeçecekler. Bu da çok zor bir tercih!

Bugün Avrupa'da her taraf daha çok ekonomik entegrasyonun gerektiğini söylüyor. Ama bunun için de otonom millet devlet kavramından vazgeçmek gerektiği de aslında ortada. Tabii ülkelerin içinde demokratik itirazlar çok kuvvetli! Bu nedenle de bu ülkelerdeki siyasiler 'kıvırtıp' duruyorlar! Bakalım sonuç ne olacak! Daha güçlü entegrasyonu mu, otonom millet devletini mi seçecekler?

Tabii esas gereken Avrupa karar mekanizmasını demokratik yapacak bir kurumsal yapıya dönmek! Yani ABD'deki gibi eyaletlere dayalı Federal Hükümet türü bir yapıya gidilebilir (düşünürken 'eyalet' kelimesi yerine 'euro ülkesini' koyun). O zaman da 'transnasyonal demokrasi' sisteminde Yunanistan, İspanya ve İtalya gibi ülkelerin seçmenleri, karar mekanizmasında tam temsil edilme durumunda olacaklar! Bu da ancak doğrudan seçilmiş bir Başkan ve seçilmiş bir Avrupa Parlamentosu yapısı içinde gerçekleşebilir!

Akşam

Bu yazý 2757 defa okunmuþtur. Yazdýr   Önceki sayfa   Sayfa baþýna git  
  Toplam yorum 0   Onay bekleyen 0  


Yorumunuz editörlerimiz tarafýndan incelendikten sonra yayýnlanacaktýr.
 

Bu yazý henüz yorumlanmamýþ...


 Yazarýn Diðer Yazýlarý
 
   PİYASALAR     
       
  49,9422   55,7635  
       
  10.759,560   6.222,8960  
   GÜNÜN MANŞETLERİ     
 
Günün tüm haberleri »
   BASIN TOPLANTISI & AJANDA     
  • Ekonomi
    Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Faruk
    Ceylan Intercontinental
    4 Haziran 2012 Pazartesi
    Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) Buluşmaları devam ediyor... Bu kapsamda 7 Haziran 2012 Perşembe günü Çalışma ve Sosyal Güvenlik...
  • Eğitim
    Türk Eğitim Vakfı
    Kuruçeşme Divan Otel
    4 Haziran 2012 Pazartesi
    Türk Eğitim Vakfı (TEV)’nın 2012-2013 eğitim yılında yurt dışında yüksek lisans ve üst ihtisas yapmaya hak kazanan 74 genç...
  • Otel Yöneticiliği Lisans Programı,
    Hüsnü Özyeğin
    The Marmara
    4 Haziran 2012 Pazartesi
    Alanında Türkiye’nin ilk ve tek akademik programı olma özelliğine sahip Özyeğin Üniversitesi (ÖzÜ) Otel Yöneticiliği...
   İŞTE KULİS     
   YAZARLAR     
Ali Ağaoğlu
Matadorlar piyasaların canını sıkacak
“İspanya yardım için ne zaman başvuracak?” Ekim ayının sorusu ...
   E-POSTA LİSTESİ     
Listemize kayıt olun, finans dünyasının gelişmeleri e-postanıza gelsin.
   ANKET     
En iyi kredi kartı hangisi?
Axess
Bonus
Maximum
World
Ziraat
 Sonuçlarý göster   
   FACEBOOK     
 
 
   

YASAL UYARI : www.istefinans.com sitesinde ve sitenin içinde yer alan haberler ve yazarların, yorum, görüş, öneri ve raporları "Yatırım Danışmanlığı" kapsamında değildir. Yatırım danışmanlığı hizmeti, Aracı Kurumlar, portföy yönetim şirketleri, mevduat kabul etmeyen bankalar ile müşteri arasında imzalanacak yatırım danışmanlığı sözleşmesi çerçevesinde sunulmaktadır. Burada yer alan yorum ve tavsiyeler, yorum ve tavsiyede bulunanların kişisel görüşlerine dayanmaktadır. Bu görüşler mali durumunuz ile risk ve getiri tercihlerinize uygun olmayabilir. Bu nedenle, sadece burada yer alan bilgilere dayanılarak yatırım kararı verilmesi beklentilerinize uygun sonuçlar doğurmayabilir.

 
 
     
 
HABER   Ekonomi | Borsa | İş dünyası | Altın | Kulis | Gündem | Röportaj | Spor
FOTO GALERİ   Finans | Yaşam | Magazin | Otomobil | Teknoloji | Borsa | Karikatür | Haber
VİDEO GALERİ   Finans | Gündem | Borsa | Yaşam | Yatırım | Ekonomi
ETİKETLER   BDDK | altın | İMKB | Denizbank | bankacılık | SPK | Ali Babacan | Başbakan Yardımcısı Ali Babacan
İŞTE FİNANS   Tüm Haberler | Gazeteler | Giriş sayfam yap | Favorilere ekle | Hakkımızda | Künye | İletişim | Reklam | Sitene ekle